Blog

Kaç kere parçalara biliyoruz?

Beni ne zaman duyacaklar diye başlarsın parçalara ayrılmaya ilk kelimenle başlarsın. Anne demeni baba demeni duysunlar diye güzel, komik, sempatik kelimeler üretirsin farkedilmek için burda başlar parçalanma  serüveni ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, aile hayatın, arkaraşlarınla olan hayat, özel hayatın her birinde ayrı parçalara ayrılırsın ve insanlar o ayrılan parçaları da ayırmaya çalışır. Peki bu kadar çok parçalara ayrıldığını millet görse nasıl tepki verirdi. Aa baya çok parçalara ayrılıyorsun aferin mi? Derdi yoksa parçalarını birleştirmeye seninle bütün olmaya mı çalışırlar. Bence o parçalardan yararlanırlar yani şimdiki devir böyle bölünebildiğin kadar bölün aslında olumlu düşününce bu güzel bir şey herkese bir parçanı ayırmak güzel bir şey ama dikkat et o parçalar bir gün seni kesmesin. O parçalar cam olmasın yada cam olmasa bile sana cam olarak dönmesin. Kime, niye bölündüğüne, buna değip değmeyeceğine bakmalı insan ama bakıyor mudur? Bence asla hemen parçalara ayrılır yardıma koşarız. Peki parçalara ayrılsak bile o parça bizdendir hala o parçayı parçalasalar parçalandığı yeri sızlatır. Anlar mı peki insanlar bunu bence bunu anlamazlar ve anlatmalı mıyız? Evet anlatmalıyız. Biz büyükler küçüklere, yeni adım atanlara kaç kere kime kırılacağını bilmeliler. Anlatamazsak bile varlığımızı hissettirmeliyiz. Kırılsa bile o kırık parçalar kendini kesmeden elimizi uzatacağımızı bilmeliler. Hayat tecrübelerle kazanılıyor. Kimsesi olmayana hayat öğretiyor kaç kere kime paraçalara ayrıyacağını bu parçaların seni nasıl kesmeyeceğini zamanla zaman sana öğretiyor. Bir kere düşünce biri kere parçalara ayrılınca birdaha dikkat eder oluyorsun. Kopan parça senden oluyor. Canı yanan sen oluyorsun ve parçalandığınla  kalıyorsun zaten seni öyle bırakanlar senin hayatında başarılı olmanı istemeyenlerdir. Mutsuz olmanı isteyenlerdir. Bunun da intikamını almanın tek yolu parçalara ayrılsan bile başarılı olmak o parçaların seni kesmediğini göstermek. O parça ne zaman ayak bileklerini keserse yürüyemem diye korkma o zaman da uçmayı öğrenir insan. Hayatta unutmayacağımız bir şey var. “Kazananlar hiç hata yapmayanlar değil, asla vazgeçmeyenlerdir.” Asla vazgeçmeyenlerden olun kaç kere parçalara ayrılırsanız ayrılın sizi kesmesin o parçalar. Bilenmeyi bilendikçe güçlü olmayı, parçalara ayrıldıkça bütün olmayı ve bütün oldukça değecek insanlar için parçalanmayı unutmayın. Hayatta sizden önemli hiçbir şey yoktur. Bir bütün olarak kalmayı beceremesekte parçalandıktan sonra hiç yara almadan çıkamasakta az yaralarla bir bütün kalmayı ayak bileklerimiz kesilse bile uçmayı öğrenmeyi bilmeliyiz. Hayatta her şey çıkar insanın karşısına seni paramparça edecek kişi de, o parçaları bir bütün yapacak kişi de. Hayatın her alanı bir tecrübedir. Sağlam tecrübeler ile sağlam adımlar atmalıyız.

Blogumu Takip Edin

Geçmiş, Şimdi Ve Gelecek

Siz anneler ve anne adayları, şu acımasız dünya’ya bir melek getirmek istiyorsanız.Acımasız dünyayı bir kişi düzeltemez o yüzden el birliği ile güzel hayırlı evlatlar yetiştirelim ki dikenli otların arasında güllerimiz çoğalınca onlarda yok olmaya mahkum olsun.   İlk önce kendinize bir sorun o güç varmı ona sahip çıkacak mısınız? Hangi hatası olursa olsun kabul edip bağrımıza…

Sevgi Zor Değil!

Sevmek eylemi bir kelime ama ömür boyu olmalıdır. Sevgiyi şimdiki nesil aşağılayarak, küçümseyerek, hor görerek, döverek, azarlayarak göstereceklerini sanıyorlar. Ama bu sevgi kaybına yol açıyor. Ama insan sevse en derin yaralar iyileşiyor. Yeter ki kötü anılar sevgi ile yer değiştirsin. İnanın bu kim olursa olsun yani kötü anlarınızın sahibi kim olursa olsun ve onun yerini…

Abdurrahim KARAKOÇ Reçete şiiri

Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,Eğlence zümresinin başının tacı hanım,Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:Dışının görünüşü içinin aynasıdır;Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır. Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.Varsa Türk’ten tâlibin, bul çeşitli bahane.Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? …Dışının görünüşü içinin aynasıdır;Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır. Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı…Kimisi hâlis…

Ne Yaşıyor Bu Gençler?

Daha hayatının baharında olan güzeller güzeli bir kız babalar gününde, güneşli bir günde babasının hayali bu güneşli Pazar günüde harika bir kahvaltı kızının yapacağı güzel bir kahve ailesiyle güzel bir sohbet ama o kızın daha doğrusu ergenliğinin ortasında olan bir kızın aklında hangi güzel adanın çöküşü oluyordur. Belki tüm ada aynı anda yıkılıyordur. Ve aklında…

Ankara’nın Rengi Nerede?

Güne güzel bir soru ile başladım. B’aşk’ent’te oturmayanlar bunu bilemez çoğunlukla gridir bizim şehir. Her şehirde hava gri olunca şaşırılır, Ankara’da hava güneşli olunca alışkındır Ankara’nın insanı gri rengine bende alışkınım tabi ki ama sebebini bilmem bir gün bir abini sorusu dikkatimi çekti ve o sorudan sonra düşünmeye başladım. O gün öğlen vaktiydi. Bu abi…

NERDEN NASIL GELDİK

Bunu insan oğlu ilk doğduğunda yapmalı bence. Doğduğunda ağladığın o an ilk nefesi içine aldığın an yürümeye başladığın o an, ilk arkadaşının olduğu, ilk bebeğini paylaştığın, çocuklarla araba yarışı yaptığın an. her anısına değer vermeli insan nerden geldiğini nasıl geldiğini nasıl büyüdüğünü unutmamalı. kimse tek başına büyümez. Aile, emek, yemek, sabır. Hepsi tek kelime ama…

Küçük bir an büyük bir yaşam

Dün gece bir abla taksi durağımıza telefon etti. Sadece 11 Lira param var dedi. Yaşlı annesini ambulans ile hastaneye göndermiş. Ama iki çocuğunu bırakacak kimse olmadığı için kendisi onunla gidememiş. Duraktaki tek taksiciydim. Ne yapacağımı da bilemedim. Şeytan kulağıma ‘’Yalandır boş ver’’ dedi. Kalbim ise ‘’Çalıştır arabayı bakalım, haydi’’. Abla ve iki çocuğunu aldım. Hastaneye…

Bir sorun oluştu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.


Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın